İcra dai̇resi̇ne yapılan i̇ti̇razda zamanaşımı bi̇ldi̇ri̇lmemi̇ş olsa dahi̇, i̇ti̇razın i̇ptali̇ davasında taki̇p konusu borcun zamanaşımına uğramış olduğu iddiası i̇leri̇ sürülebi̇li̇r.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No: 2010/4612
Karar No: 2011/3004
Karar Tarihi: 03.05.2011
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davacının temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç ve gösterilen gerekçe davanın niteliğine, dosya içeriğinde toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Borçlu, itirazın iptali davasında icra takibine itirazında bildirdiği sebeplerle bağlı olmayıp, bütün savunma sebeplerini ileri sürebilir. Borçlunun borca itiraz etmesi üzerine, alacaklı İİK.nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası açmış ise, borçlu, icra dairesine yaptığı itirazında zamanaşımını bildirmemiş olsa bile, itirazın iptali davasında (esasa cevap süresi içinde) takip ve dava konusu borcun zamanaşımına uğramış olduğunu ileri sürebilir.
Somut olayda mahkemece, icra takibinde öne sürülmeyen zamanaşımı itirazının, iptali davasında öne sürülemeyeceği gerekçesiyle davalının zamanaşımı def’inin yerinde olmadığı belirtilmiştir. İcra takibine itirazında zamanaşımı itirazında bulunmayan davalının işbu davada zamanaşımı def’inde bulunabileceği kuşkusuzdur.
O halde, mahkemece davalının zamanaşımı def’inin ön sorun olarak kabul edilmesi, öncelikle bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı belirlendiği takdirde davanın esasına girilmesi ve esas yönünden bir hüküm verilmesi gerekirken eksik araştırma ve soruşturma ile yersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
3-Kabule göre de, ASKİ Tarifeler Yönetmeliğinin 59. maddesi hükmünde, kaçak su kullanılması halinde su bedelinin 6 kat cezalı olarak alınacağı açıklanmıştır.
Somut olaya gelindiğinde; davacı, davalının parkta abone olmaksızın kaçak su kullandığını öne sürmüştür. Mahkemece zarar yönünden bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılmış, uzman bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda, davalı tarafın kullandığı kaçak su bedelini 10 kat cezalı bedel üzerinden ödemesi gerektiği açıklanmış, mahkemece de bu rapor benimsenerek karar verilmiştir. Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında, 6 kat üzerinden kaçak su bedeline hükmedilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Dosya içeriğindeki belgelere ve yayınlanan yönetmeliğe aykırı olarak düzenlenmiş yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, hesap yönünden aynı bilirkişi kurulundan ek rapor alınması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dâhi doğru görülmemiş, davalının temyiz itirazının bu yönden de kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ :Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde davalıya iadesine, peşin ödenen 91,05 TL harcın mahsubu ile eksik ödenen 1,25 TL harcın davacı taraftan alınmasına, 03.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

