Katılma alacağı için şirket varlığına ihtiyati tedbir konulup konulabilir mi?
Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı davalarında, sıkça tartışılan bir konu da davalı eşin hissedarı olduğu şirkete ait mal varlığına ihtiyati tedbir konulup konulamayacağıdır.
Bu konuda Bölge Adliye Mahkemeleri arasında farklı kararlar verilmiş ve ortaya çıkan uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla dosyalar Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’ne taşınmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.02.2025 tarihli, 2025/49 E. ve 2025/923 K. sayılı kararıyla bu konuda önemli bir açıklama yapmıştır.
Uyuşmazlık Nedir?
Uyuşmazlık, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak davasında, davalı eşin hissedarı olduğu şirkete ait mallar üzerine ihtiyati tedbir kararı verilip verilemeyeceğine ilişkindir.
Katılma Alacağı Nedir? Ayni mi, Şahsi mi?
Mal rejiminin tasfiyesi talebinde bulunan eşe veya mirasçılarına tanınan hak ayni nitelikte bir hak değil, şahsi bir alacak hakkıdır.
Dolayısıyla, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 229. maddesi uyarınca karşılıksız kazandırma veya devir tespit edilse dahi, bu aşamada tasarrufun iptaline karar verilemez.
Üçüncü kişi davalı olarak gösterilmiş olsa bile, katılma alacağından yalnızca davalı eş sorumludur; üçüncü kişi sorumlu tutulamaz.
Üçüncü Kişiye Karşı Hangi Durumda Dava Açılabilir?
4721 sayılı Kanun’un 241. maddesi uyarınca, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde, eksik kalan katılma alacağı miktarıyla sınırlı olarak üçüncü kişi aleyhine alacak davası açılabilir.
Şirket Mal Varlığına İhtiyati Tedbir Konulabilir mi?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesine göre, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Ancak mal rejiminin tasfiyesi davalarında tasfiye konusu mal, davalı eşin adına kayıtlı şirket hissesi ve hisseye bağlı malvarlıksal nitelikteki haklardır.
Bu kapsamda, ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olan şirketin mal varlığı, tasfiye konusu değildir.
Ortağın Kişisel Alacaklısı Şirket Malvarlığına Başvurabilir mi?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 133. maddesine göre, ortağın kişisel alacaklıları, alacaklarını yalnızca ortağa düşen kâr payı, tasfiye payı veya hisse senetlerinin haczi ve paraya çevrilmesi yoluyla talep edebilir.
Bu nedenle, doğrudan şirketin mal varlığına haciz veya tedbir konulması mümkün değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin Sonuç ve Değerlendirmesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın çözümünde şu hususları açıkça vurgulamıştır:
• Mal rejiminin tasfiyesi davasında tasfiye konusu mal, davalı eşin şirket hissesi ve hisseye bağlı haklarıdır.
• Katılma alacağı, şahsi bir alacak hakkıdır ve bundan öncelikle davalı eş sorumludur.
• Davalı eşin ortağı olduğu şirket ayrı bir tüzel kişiliğe sahiptir ve bu nedenle üçüncü kişi konumundadır.
• Şirket adına kayıtlı mal varlığına ihtiyati tedbir kararı verilemez.
Sonuç olarak, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin katılma alacağı davalarında, davalı eşin ortağı olduğu şirketin mal varlığına haciz veya ihtiyati tedbir uygulanması mümkün değildir.
Karar Künyesi
📄 Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
🗓️ Tarih: 04.02.2025
📁 Esas No: 2025/49
📁 Karar No: 2025/923
Karar metninin tamamını okumak için tıklayınız.

