Meydana Gelen Trafik Kazalarında Alkol veya Uyuşturucu Maddenin Sırf Kullanılmış Olması, Tek Başına Bilinçli Taksir Şartlarının Oluşması İçin Yeterli midir?

Trafik kazalarında sürücünün alkollü veya uyuşturucu madde etkisi altında olması, uygulamada sıkça “bilinçli taksir” tartışmasını gündeme getiren bir konudur. Ceza hukukunda bilinçli taksir, failin neticeyi öngörmesine rağmen gerekli dikkat ve özeni göstermemesi hâlinde oluşur. Ancak Yargıtay uygulaması, yalnızca alkol veya uyuşturucu madde kullanımını bilinçli taksirin varlığı için yeterli görmemektedir.

Bu yazıda, ilgili Yargıtay kararlarına dayanarak bu konuyu genel hatlarıyla açıklayacak; ardından her bir kararın kısa ve anlaşılır özetini sunarak konuyu somutlaştıracağız.


1. Alkol Kullanımı Tek Başına Bilinçli Taksir İçin Yeterli midir?

Yargıtay’ın istikrarlı içtihatlarına göre alkol veya uyuşturucu madde kullanmak tek başına bilinçli taksir koşullarını oluşturmaz. Bunun için ayrıca:

  • Alkollü olmanın kazanın asıl nedeni olduğuna ilişkin somut tespit yapılması,
  • Sürücünün alkol etkisi altında güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğinin ortaya konulması,
  • Kaza oluşumunda alkolün etkisini gösteren davranışsal bulguların bulunması gerekir.

Dolayısıyla yalnızca promil oranı üzerinden bilinçli taksir değerlendirmesi yapılması hukuken yeterli değildir.


KONUYA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI
1. Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 19.09.2018, 2016/10072 E., 2018/8400 K.

Somut olayda sanık 54 promil alkollüdür ve direksiyon hâkimiyetini kaybederek karşı şeride geçip kazaya neden olmuştur.

Yargıtay kararında şu vurguları yapmaktadır:

  • 1.00 promilin altındaki alkol düzeyi, tek başına bilinçli taksir için yeterli değildir.
  • Sanığın ters şeride girişi bilinçli bir hareket değil, direksiyon hâkimiyetinin kaybı sonucu gerçekleşmiştir.
  • Yalnızca alkol kullanılmış olması bilinçli taksir anlamına gelmez.

Bu nedenle bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması hatalı bulunmuştur.


2. Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 25.02.2013, 2012/10797 E., 2013/4200 K.

Sanığın olay anındaki alkol oranı yaklaşık 34 promil olarak kabul edilmiştir.

Kararda şu değerlendirmeler yapılmıştır:

  • Her alkollü sürücü aynı derecede risk oluşturmaz; etkilenme düzeyi kişiden kişiye değişir.
  • Güvenli sürüş yeteneğinin bozulup bozulmadığı ancak nörolojik, oftalmolojik ve dahili muayeneler ile belirlenebilir.
  • Böyle bir tıbbi değerlendirme yapılmamışsa yalnızca promil değerine bakılarak bilinçli taksirden söz edilemez.
  • Sanığın alkollü olmasının olayın asıl nedeni olduğuna dair bir tespit yoktur.

Bu nedenle Yargıtay bilinçli taksir uygulanamayacağına hükmetmiştir.


3. Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 04.03.2013, 2012/10755 E., 2013/5123 K.

Sanığın ölçülen alkol düzeyi 69 promildir.

Yargıtay şu gerekçeleri öne çıkarmıştır:

  • Alkolün tek başına kullanılmış olması bilinçli taksir kastı için yetersizdir.
  • Sanığın alkollü olmasının kazanın asıl nedeni olduğuna dair bir değerlendirme bulunmamaktadır.

Bu nedenle bilinçli taksir hükümleri uygulanamaz demiştir.


4. Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 25.03.2014, 2013/17087 E., 2014/7377 K.

Sanığın kaza sonrası ölçülen alkol düzeyi 39 promildir.

Kararda:

  • Alkolün sırf varlığı bilinçli taksire yol açmaz.
  • Raporlarda sanığın alkol etkisindeki davranışlarına ilişkin bir tespit bulunmamaktadır.
  • Olay sadece alkolle açıklanamayacak niteliktedir.

Bu gerekçelerle bilinçli taksir uygulanması hatalı bulunmuştur.


Soru – Cevap Bölümü
Soru: Alkollü araç kullanmak her zaman bilinçli taksir midir?

Cevap: Hayır. Yargıtay’a göre bilinçli taksirden söz edilebilmesi için alkolün kazanın asıl nedeni olduğunun somut olarak ortaya konulması gerekir.

Soru: Düşük promil değerlerinde bilinçli taksir uygulanabilir mi?

Cevap: Genellikle hayır. Özellikle 1.00 promilin altındaki alkol düzeylerinde Yargıtay bilinçli taksir uygulamasını uygun görmemektedir.

Soru: Sürücünün davranışlarının değerlendirilmesi neden önemlidir?

Cevap: Çünkü bilinçli taksir neticenin öngörülmesine dayanır. Sürücünün kaza öncesi ve kaza anındaki davranışlarının, alkol etkisi ile güvenli sürüş yeteneğinin bozulduğuna dair somut bulgular içermesi gerekir.


Sonuç

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre alkol veya uyuşturucu madde kullanımının tek başına bilinçli taksir koşullarını oluşturduğu söylenemez. Bunun için ayrıca:

  • Alkolün kazanın esas nedeni olduğunun kanıtlanması,
  • Sürücünün güvenli sürüş yeteneğinin alkol nedeniyle bozulduğunun somut tespitlerle ortaya konulması,
  • Davranışsal ve tıbbi verilerin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla trafik kazalarında alkollü olmak, her durumda bilinçli taksir sonucunu doğurmaz; her olay kendi şartları içinde, objektif delillerle değerlendirilmelidir.

Avukat Muhammed Furkan Kızılateş sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin