İlave tediye alacağı, emsal işçi olması hâlinde emsal işçi ücretine göre hesaplanmalı, emsal işçi yok ise davacının almakta olduğu ücret üzerinden hesaplanmalıdır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2025/5161
Karar No: 2025/6372
Karar Tarihi: 15.09.202
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kuruma bağlı … Termik Santrali işyerinde 25.08.2008 tarihinden bu yana değirmen bakım servisinde forklift operatörü olarak çalıştığını, değirmen bakımındaki işçilerin asgari ücretin %50, %60, %75 ya da %100 fazlası, park sahasında çalışanların ise % 50, % 60 oranında fazlası ücret aldıklarını, kül, cüruf bakımı, inşaat bakımı sahalarında çalışanların asgari ücretin %50 oranında fazlası ücretle çalıştıklarını, çalışma dönemi içinde hizmet alım sözleşmesi ile yüklenici işverenler üzerinden yaptırılan çalışmaların 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin 7. fıkrasında yer alan düzenleme kapsamında muvazaalı olduğunu, muvazaalı hizmet alımı olgusunun emsal kararlarla kabul edildiğini, davacının davalı Kurumun toplu iş sözleşmesinden yararlanan sendika üyesi işçilerle aynı hak ve alacaklara sahip olması gerektiğini ve bu bağlamda müvekkilinin 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun (6772 sayılı Kanun) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek ilave tediye alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacıyla aralarında işçi işveren ilişkisi olmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, davacının çalıştığı işlerin ihale ile verilen işler kapsamında olmasından dolayı müvekkili Şirketin ihale makamı konumunda olduğunu, asıl işveren olarak kabul edilemeyeceğini, ilave tediyeden yasal olarak ancak sendika üyesi olup toplu iş sözleşmesi kapsamında olan işçilerin yararlanabileceğini, muvazaa iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile aynı işi yapan aynı kıdemdeki kadrolu emsal işçilere ilişkin emsal kararların olduğu, davalı ile dava dışı hizmet alım sözleşmesi imzalanan yüklenici firmalar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun kabulü gerektiği, davalı tarafından öne sürülen zamanaşımı def’inin dikkate alındığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
- İşbu davada müvekkili Teşekküle husumet yöneltilmeyeceğini, davacının müvekkili Şirketin işçisi olmayıp hizmet alım sözleşmesi yapılan Şirketlerin işçisi olduğunu, dolayısıyla davacı işçi ile müvekkili Teşekkül arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkili Teşekkülün ihale makamı olduğunu, bu sebeple davacının asıl işvereni olan şirketlerin işçilik haklarının gerçek ve nihai sorumlusu olarak kabulü gerektiğini,
- Davacının ilave tediye alacağına hak kazanamayacağını, zira 6672 sayılı Kanun kapsamında çalışmayan davacının müvekkili Şirketle arasında herhangi bir hizmet ilişkisi bulunmadığını, toplu iş sözleşmesinden sadece müvekkili Şirketle arasında iş sözleşmesi bulunan işçilerin yaralanabileceğini,
- Muvazaa iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili Teşekkülün 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye tâbi, elektrik üretim ile iştigal eden kamu tüzel kişiliğini haiz bir iktisadi devlet teşekkülü olup Ana Statü’sü gereği asıl amaç ve faaliyetinin ise üretim tesislerinde elektrik enerjisi üretmek olduğunu ve kuruluş kanununa göre üretim tesislerinin işletilmesi ve kurulmasında diğer gerçek ve tüzel kişilerden bu konulara ilişkin olarak 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde kanuna ve usule uygun olarak hizmet alımı yapabileceğini, ihaleyi kazanan şirketlerin personeli iş sözleşmesiyle bağlı olduğundan, müvekkili Teşekkülle hiçbir hukuki bağlantıları bulunmadığını, ihale makamı olan müvekkilinin tek muhatabının yüklenici şirketler olup bu şirket personelinin, işçilik alacakları ile ilgili olarak herhangi bir sorumlulukları bulunmadığını,
- Cevap dilekçesinde de belirtilen bu kararlara ek olarak, muvazaa iddiasına karşı idari yargıda açtıkları davanın lehe sonuçlandığını, emsal içtihatlarla da kabul edildiği üzere yardımcı işlerin alt işverene verilebileceğini, bu kapsamda davacıların yapmış olduğu işlerin mal ve hizmet üretimi ile doğrudan ilgili olmayıp yardımcı iş mahiyetinde olduğunu,
- Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamaların da hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarına yapmış oldukları itirazların dikkate alınmadığını, ayrıca davacının alacak taleplerine yönelik zamanaşımı def’inin de dikkate alınmadığını beyanla ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl işveren alt işverenlik ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı ile buna bağlı davacının baştan itibaren davalının işçisi sayılıp sayılmayacağı, ilave tediye alacağı talep hakkı olup olmadığı ve bu alacağın hesabına esas ücretin tespitine ilişkindir.
- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı Elektrik Üretim AŞ Genel Müdürlüğü tarafından sunulan ücret bordrolarına göre davacıya emsal işçilerin günlük çıplak ücretleri dikkate alınarak dava konusu alacağın her bir emsal işçi ücreti yönünden ayrı ayrı hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Davacının sendika üyesi olmadığı ve dayanışma aidatı da ödemediği gözetildiğinde; davacıya emsal olarak bildirilen işçilerin de sendika üyesi olmadıkları ve davacıya emsal olabilecekleri anlaşılmakla birlikte, bu işçilerin almış oldukları günlük ücretlerin birbirinden farklı olduğu görülmektedir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan seçenekli hesaplamadan, en yüksek ücretli emsal işçi ücretine göre yapılan hesaplama dikkate alınarak karar verilmiş; ancak neden o işçinin emsal alındığı gerekçelendirilmemiştir. Ayrıca emsal olarak bildirilen 3 işçinin ücretinin birbirinden farklı olduğu da dikkate alındığında; bu işçilerin davacıya emsal olup olmadıkları da denetlenememektedir.
Belirtilen sebeple; Mahkemece öncelikle emsal olarak bildirilen işçilerden hangisinin davacıya emsal olduğu belirlenmeli, neden o işçinin emsal alındığı açıklanmalı; bildirilen işçilerin davacının emsali olmayacağının anlaşılması durumunda ise davalı işveren işyerinde davacı ile aynı işi yapan ve sendika üyesi olmayan, kıdemi, eğitim durumu gibi ücrete esas teşkil edebilecek durumlar yönünden davacı ile benzerlik taşıyan ve emsal nitelikte olabilecek işçi olup olmadığı tespit edilmeli, emsal işçi olması hâlinde ilave tediye alacağı emsal işçi ücretine göre hesaplanıp hüküm altına alınmalı, emsal işçi bulunmadığının anlaşılması hâlinde ise davacının almakta olduğu ücret üzerinden hesaplanmalıdır. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
- Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
- İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

