Kamulaştırma bedelinin tespiti davasında arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi

Esas No: 2024/9233
Karar No: 2025/5983
Karar Tarihi: 22.04.2025

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili, …, … Mahallesi 2560 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın belediye hizmetlerinden yararlanmadığını ve konum itibari ile de belediye hizmetlerinden yararlanma imkanının olmadığını, taşınmazın tarla vasfı tartışmasız iken dava konusu taşınmazın değerinin emsal satışlar yoluyla değil gelir metodu yöntemiyle hesaplanmasının 2942 sayılı Kanun’un gereği olduğunu, raporda kıyasi emsal olarak … Mahallesi 141 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 22.06.2016 tarihli satışının ele alındığını; ancak bu satışın eski tarihli olduğunu, Yargıtay içtihatları gereğince dava tarihine yakın tarihli satışların emsal olarak alınması gerektiğini, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın vergi beyan değerleri arasındaki oranlamanın yapılmadığını, yapı ve ağaç bedellerinin fahiş hesaplandığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince 200.284,40 TL’nin davacı tarafa iadesine karar verilmesinin doğru olmadığını, dava konusu taşınmazın değerinin usul ve kanuna aykırı olarak düşük hesaplandığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgedeki 2460 parsel sayılı taşınmaza 388,00 TL/m², 2423 parsel sayılı taşınmaza 360,00 TL/m² fiyat belirlenirken dava konusu taşınmaza 341,00 TL/m² belirlenmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın arsa vasfında olduğunun kabulü ile emsal incelemesi yapılmak suretiyle dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın konum, nitelik ve vergi beyanları itibarıyla karşılaştırma yaparak benzer özellikleriyle üstün ve eksik yanlarını da belirtmek suretiyle 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi çerçevesinde her iki taşınmazı kıyaslayarak dava konusu taşınmazın değerini belirlemelerinde isabetsizlik bulunmadığı; ancak hükme esas alınan 10.09.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda taşınmazın toplam kamulaştırma bedeli 667.523,00 TL olup, mahkemece kamulaştırma bedelinin 667.523,00 TL olarak tespitine karar verilmesi gerekir iken, acele kamulaştırma dosyasında depo edilen 200.280,40 TL’nin mahsubu ile 467.242,60 TL’nin kamulaştırma bedeli olarak tespitine karar verilmesi doğru olmadığı gibi idarece sehven ikinci kez yatırılmadığı hâlde, fazla yatırıldığı gerekçesiyle 200.284,40 TL’nin davacı idareye iadesine karar verilmesi de doğru olmadığı, kabule göre de 09.07.2020 tarihli karar ile derhal ödenmesine karar verilen 33.099,50 TL’ye 14.01.2019 tarihinden 09.07.2020 tarihine kadar; kalan bedele ise 14.01.2019 tarihinden mahkemenin son karar (14.05.2022) tarihine kadar faiz işletilmesi gerekir iken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesi ile başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, 22.04.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Avukat Muhammed Furkan Kızılateş sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin