İşçi, işyerinde çalıştığını nasıl ispatlayabilir?
Çalışma hayatında en çok karşılaşılan sorunlardan biri, işçinin işyerinde gerçekten çalıştığını ve hizmet süresini nasıl kanıtlayacağıdır. Özellikle işverenin işçiyi sigortasız çalıştırması, işe giriş bildirgesini geç vermesi ya da işten ayrılma sonrasında işçilik alacakları konusunda uyuşmazlık çıkması halinde çalışma olgusunun ispatı kritik önem taşır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2015/17308 esas, 2017/19447 karar sayılı ve 30/11/2017 tarihli kararı bu konuda yol gösterici niteliktedir.
İş Hukukunda İspat Yükü Kimdedir?
İş hukukunda çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Yani, işyerinde fiilen çalıştığını, hangi tarihler arasında çalıştığını ve iş görme edimini yerine getirdiğini ortaya koymak işçinin görevidir.
Çalışma Olgusu Hangi Delillerle Kanıtlanabilir?
Çalışma olgusu, iş hukukunda her türlü delille ispatlanabilir. Bu kapsamda kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
-SGK kayıtları
-İşyeri kayıtları (bordro, puantaj cetveli vb.)
-İşyeri giriş-çıkış belgeleri
-İşyeri iç yazışmaları ve belgeler
-Tanık beyanları
Yargıtay kararına göre, özellikle iddia edilen çalışma döneminde SGK kayıtlarında görünen işverenlerin araştırılması, kaydın nasıl oluştuğunun incelenmesi ve gerçekten iş görme ediminin yerine getirilip getirilmediğinin tespit edilmesi gerekir.
Tanık Beyanlarının Önemi
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde, işyerinde veya komşu işyerlerinde çalışmış kişilerin tanıklığı büyük önem taşır. Ancak tanıkların güvenilirliği mutlaka araştırılmalıdır.
Yargıtay’a göre:
• Tanığın beyanı güvenilirliğini etkileyecek bir durum varsa bu dikkate alınmalıdır.
• Tanık sadece belirli bir dönemde işyerinde bulunmuşsa, beyanı o dönemle sınırlı kabul edilmelidir.
• Başka hiçbir delil yoksa, tanık anlatımları tek başına yeterli olmayabilir.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 30.11.2017 tarihli kararında şu hususların altını çizmiştir:
• Çalışma olgusu, yalnızca sigorta kayıtlarına dayanılarak değil, tüm deliller birlikte değerlendirilerek ortaya konmalıdır.
• SGK kayıtları, işyeri belgeleri ve tanık anlatımları birlikte ele alınarak işçinin gerçekten çalışıp çalışmadığı belirlenmelidir.
• Tanık anlatımları soyut kalmamalı, belirli dönemlerle sınırlı ve diğer delillerle uyumlu olmalıdır.
Sonuç
İşçinin işyerinde çalıştığını ispat etmesi, çoğu zaman işçilik alacaklarının talep edilebilmesi için ön koşuldur. SSK kayıtları, işyeri belgeleri ve tanık anlatımları bu noktada başlıca delillerdir. Ancak tek başına bir delil çoğu zaman yeterli olmayabilir. Yargıtay uygulamasına göre, tüm delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.
Dolayısıyla, işçi ile işveren arasında uyuşmazlık yaşandığında, hem işçinin iddialarını güçlü delillerle desteklemesi hem de işverenin iddiaları çürütecek karşı deliller sunması önemlidir.
İşçilerin En Çok Merak Ettiği 5 Soru – Kısa Cevaplar
1. İşçi, çalıştığını ispat etmek zorunda mıdır?
Evet. İş hukukunda çalışma olgusunu ve hizmet süresini ispat yükü işçiye aittir.
2. Çalışma olgusu hangi delillerle ispatlanabilir?
SGK kayıtları, işyeri belgeleri, giriş-çıkış kayıtları, yazışmalar ve tanık beyanları ile ispat mümkündür.
3. Tanık beyanı tek başına yeterli olur mu?
Her zaman değil. Tanık anlatımları ancak belirli dönemler için geçerli sayılır ve diğer delillerle desteklenmelidir.
4. Sigortasız çalışan işçi nasıl ispat yapar?
Tanık beyanları, işyerine dair yazışmalar, kamera kayıtları, komşu işyerinde çalışanların ifadeleri gibi her türlü belge ve beyan kullanılabilir.
5. Yargıtay’ın bu konudaki yaklaşımı nedir?
Yargıtay, çalışma olgusunun yalnızca tek bir delile dayanılarak değil, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesiyle ispatlanması gerektiğini belirtmektedir.

